Thursday, May 04, 2006

Yarışma-Haydi Klavye Başına



Bir yarışma düzenliyorum!!!

Başından geçen komik bir olayı en güzel anlatana güzel bir hediyem olacak. Hediyenin ne olduğu sürpriz ama emin olun güzel bir şey! Hediyeyi ya da ödülü diyelim bence daha uygun, ancak yurtiçinde bir adrese gönderebileceğim için yurtdışından yarışmaya katılmak isteyen arkadaşlar burada bir adres vermek durumundalar.

KONU: Yarışmanın konusu serbest. Önemli olan başınızdan geçen komik bir olayı komik bir şekilde ve türkçeyi düzgün kullanarak anlatmanız. En iyi anlatan ve türkçeyi en doğru kullanan bir kişi yarışmayı kazanacak. Gelen yazıları ben değerlendireceğim ancak en çok oy alan yazıya da +1 bir puan vereceğim. Bu nedenle gelen yazılara oy vermek de önemli. Yazınızın uzun yada kısa olması hiç önemli değil. Eğer 5 cümleyle olayı anlatabiliyorsanız, düzgün ve Türkçe'ye uygun olması şartıyla hiç önemli değil 5 cümleyle anlatın. Yeter ki blog kardeşlerimize ve ziyaretçilerimize yabancı kelimelerin kirletmediği bir Türkçe ile keyifli bir ortam yaratalım. Amaç eğlenmek, eğlenirken birbirimizi tanımak. Bu arada uzun yıllar yurtdışında olup da Türkçeyi iyi kullanamayan sevgili dostlarım çekinmeyin lütfen. Yabancı kelimelerden arınmış olması yeterli yazacağınız yazının. Bu yüzden çekinmeden karalayın birşeyler!

SON KATILMA TARİHİ: Yarışma 12 Haziran da sona erecek.
Yarışmaya katılabilmek için yazılarınızı mesaj olarak buraya atmanız gerekmekte.

Haydi pamuk eller klavyeye.. Süre başladı..

Unutmadan bu yarışmaların devamı da gelecek!!!!

8 comments:

Anonymous said...

Merhaba, iki gündür mesaj göndermeye çalışıyorum ama kayıtlı olmayan kullanıcıya izin vermiyordu. Bugün son bir kez şansımı deneyeyim dedim.Bakalım bu kez gidecek mi mesajım..
Ben başımdan geçen komik bir olayı paylaşmak istiyorum. İlk benden geliyor yani yarışmanın yazısı..

Geçtiğimiz senelerden birinde, kış sezonu sonu indirimlerinden faydalanmak için arkadaşımla alıverişe çıktık. Ne zamandır siyah bir mont istiyordum. O gün de hava soğuk, üzerime ince birşeyler giymişim, üşüyorum, bu yüzden bir tane beğenip hemen aldım. Üstelik çok da karlı bir alışveriş olmuştu, etiketinin üçte biri fiyatına almıştım montu. Poşetinden çıkarıp hemen giydim üzerime, fiyat etiketini de çıkardım hemen. Oh ne sıcakmış diye alışverişe devam etmek için mağazadan çıktık caddede dolaşıyoruz. Arkamızdan yürüyüp önümüze geçenler bana dönüp gülüyorlar. Allah Allah diyorum arkadaşıma bunlar neden bize bakıp gülüyorlar birşey mi var acaba. Sonunda ben arkadaşımdan arkama bir bakıvermesini rica ettim. Arkadaşım arkama geçti, geçti ama kendine bir türlü gelemedi. Nasıl gülüyor, nasıl tıkandı anlatamam. Neler oluyor diye soruyorum, kız kendini toparlayamıyor ki cevap verebilsin. Tam kendini topluyor konuşacak hoop bir daha patlıyor. Neyse sonunda kendine geldi de arkamda asılı duran koca elbise askısını çıkarıp elime verdi! İnanamadım! Ben, arkamda koskoca bir elbise askısı ve Bağdat Caddesinde! Yürüyorum! Yerin dibine mi girsem, olayın komikliğine mi gülsem bilemedim. Sonunda işi şakaya vurmanın daha akıllıca olduğunu düşünerek başladım bende gülmeye...Gelen gülüyor, geçen gülüyor, anlamayana arkadaşı anlatıyor bu yüzden olayı bilmeyen de gülüyor...Olaya hala arkadaş arasında gülenler de var, üzerinden uzun zaman geçse de .. Ben de gülüyorum elbette...

Sedanur

Tuz ve Biber said...

Merhaba Sedanur,
Ne güzel yazmışsın bayıldım! Hem özenli bir türkçe hem de çok komik bir anı..Süpersin canım..
Dilerim katılım çok olur. Herkesin başından mutlaka arkadaşlarına anlatıp güldüğü komik olaylar geçmiştir. Ben bunları burada paylaşmak istiyorum.. Hem içimiz açılsın hem de birbirimizi iyi tanıyalım diye.. Eee ödülü de unutmamak gerek.. Bence değer arkadaşlar.. Hadi bekliyorum..
Evren

Anonymous said...

merhaba,
benim anım üniversite yıllarından.yani yaklaşık 5 yıl öncesine ait.arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde hala anıp gülüyoruz.
efendim başarısız bir öğrenci olmamam rağmen bütün öğrencilik hayatım boyunca tahataya kalkma konusunda çok büyük bir korkum olmuştur hep.öğretmenin sorduğu sorunun cevabını bilsem bile bu fobimden dolayı parmak kaldırmaz ve cevaplamazdım.
üniversite yıllarımda da hiç geçmedi bu korku.birgün kimya dersinde hocamız bize soru çözdürmeye başladı tahtada.26 kişilik bir sınıfta olduğumuzdan 90 dakikalık bir blok derste bana sıra gelmemesi imkansızdı.korkudan boncuk boncuk terlemeye başlamıştım.hocamızda henüz isimlerimizi bilmediğinden bize hep kıyafetlerimizi tasvir ederek hitab ederdi."bayaz gömlekli","mavi kazakli" gibi...
o sırada tahtaya koskocaman bir kimyasal maddenin formülünü çizmeye başladı.bir yandan tahtaya çizerken bir yandan da ara ara sınıfa bakıp soruyu cevaplaması için öğrenci arıyordu.ben de arkadaşımın arkasına saklanamış bir halde beni görmemesi için bildiğim bütün duaları okuyordum.ama maalesef gözgöze geldik hocamla."siyah hırkalı bunu sen yap" dedi.o gün üzerimde hocamın dediği gibi siyah bir hırka içinde de beyaz bir boğazlı body vardı.o arkasını dönüp formülü yazmaya devam ederken ben inanılmaz hızla hırkamı çıkarıp sıranın altına tıkıştırdım ve beyaz bodyimle kaldım.bu arada hocamız hala formülü yazıyordu.sonra arkasını döndü ve sınıfta "siyah hırkalı"yı aramaya başladı.biraz yaşlıca bir hocamız olduğundan yanlış gördüğünü sandı herhalde.bulamayınca yoklama listesinden birini seçmeye karar verdi.ben de derin bir nefes aldım.ama maalesef şans o gün benden yana değilidi.hoca 26 kişilik listeden benim adımı okumadu...sanırın o an bütün kan yüzümde toplanmış olmalıydı.korkum öyle çoktu ki yoklama listesinde adı ve imzası bulunan bir öğrenci için yani kendim için "o bügün gelmedi hocam" demeyi göze aldım.hocam bana şöyle bir baktı ve ne dedi tahmin edin."iyi öyleyse sen gel yap şu soruyu"!!!!!

Anonymous said...

Çok güzel bir yarışma konusu bu..Ödülü de merak etmedim desem yalan olur valla..ne acaba?

Bizim başımızdan geçen olay küçük kızımız Ezgi ile birlikte tatile gittiğimizde gerçekleşti. Herşey dahil sistem çalışan 5 yıldızlı tatil köylerinden birinde kalıyorduk. Tesis süper. Her yer pırıl pırıl. Kızımız 3 yaşında, çok da güzel konuşuyor, tuvalet sorunumuz da yok, rahat bir tatil bizi bekliyor. Genelde denize girmeyi tercih ettik Ezgi havuzdan mikrop kapmasın diye. Kumda oturuyoruz. Kızım babasıyla kumdan oyuncaklar yapıyor. Kumdan kale, kumdan araba, kumdan bebek. Bir ara eşim, "Ben biraz yüzeyim çok sıcakladım, Ezgi ile sen ilgileniver" diyerek denize girdi. Ben de gözümün önünde oynayan kızımı arada bir gözleyerek kitap okuyordum. Bir ara, burnuma tuhaf bir koku geldi. Hayır Ezgi'den gelmesi mümkün değil onu daha yeni tuvalete götürdüm diye düşünürken kalkıp kızımın yanına gittim. Elinde kovayla denizden doldurduğu suyu, kuyu gibi kazdığı bir çukura döküyor sonra da bekliyordu. Daha dikkatli bakınca kuyunun içinde yüzen nesneyi farkettim. “Kızım bu ne” diye sorunca, “Babamla kumdan tuvalet yapmıştık benim de kakam gelmişti, anne bak tek başıma yaptım ama sifon çalışmıyor” demesin mi? Umarım etrafta gören olmamıştır diye şöyle bir bakınınca bütün turistlerin dikkatli bir şekilde bizi izlediklerini farkettim..Hemen bir poşet alıp Ezgi’nin atıklarını kum küreğini kullanarak poşetledim ve etrafa ingilizce ve türkçe “Çocuk işte” diyerek koşa koşa soluğu odada aldım. Güleyim mi sinirleneyim mi ne yapayım? Kalan iki gün boyunca kimse beni sahile indiremedi. Hala güleriz bu olaya.En çok da Ezgi’nin “Ama sifon çalşımıyor”una güleriz...

Banu Kocatepe

Tuz ve Biber said...

Güldemir Merhaba,
Son cümlede bittim inan..:)
Süpersin..
Teşekkür ederim..
Evren

Banu Merhaba,
Benimde 2 yaşında bir oğlum var. Bu durumda olsam ne yapardım acaba bilemiyorum ama emin olduğum tek şey var çok gülerdim..Muhteşem bir anı..
Teşekkür ederim.
Evren

Papatya said...

Ne guzel dusunmussunuz... Bloglar aleminde henuz yeniyim ama her gun yepyeni bir konuda yazacak birseyler bulabilmek icin yuregimde cok hos bir heyecan yasiyorum artik :) Yarismaya katilmaya deger ilginc bir konu bulabilirim, saniyorum. Yazimi bitirir bitirmez gonderecegim. Ben de sizi blog sayfama beklerim. Sevgiler,

Anonymous said...

Yeni taşındığım evimde hem temizlik yapıyor hem de çevreyi de fazla tanımadığım için sık sık balkona çıkıp arabamızı kontrol ediyordum. Bir gece saat 00:30 civarında, temizlik sonrası sigara molası vermiştim ve balkonda sigara içip etrafı kolaçan ediyordum. Karşı apartmanın önünde bir adam arabaların camlarından bakıp beyaz bir arabanın önünde durdu. Şüpheli bir şekilde iki adım uzağa gidiyor ve tekrar dönüp beyaz arabanın kapı koluna dokunuyor, arabanın etrafında geziniyor sonra camından içeriye filan bakıyor, oldukçada şüpheli davranışlar sergiliyordu. Tabi ben gizli gizli ona bakıyorum sanki balkonda yokmuşum gibi ama şüphem artınca dayanamadım ve balkondan “polis çağıracağım, ne yapıyorsunuz orada” dedim. Tabi ben bas bas bağırınca apartman sakinleri de pencerelere doluştu. Adam şaşkın bir şekilde bana bakıyor ve ne diyorsun der gibi eliyle işaretler yapıyor. Tabi ben penceredeki insanlardan da güç alarak adama ısrarla polis çağıracağım diyorum. En sonunda adam yüksek ses tonuyla “ne diyorsunuz bu araba benim” demezmi. Çok utanmıştım, hatta eşim caddenin delisi ilan etmişti beni.

Anonymous said...

Turkce'mizin bu kadar kirlendigi su gunlerde, boyle bir yarisma hazirladigin icin seni cani gonulden tebrik ediyorum Evren:)